Gündem

Tekir: “Türkiye’de umut intihar ediyor”

Saadet Partisi Genel Başkan Vekili Sabri Tekir, gündeme dair açıklamalarda bulundu. Tekir, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Muhterem arkadaşlar, değerli basın mensupları;

Saadet Partisi olarak düzenlediğimiz bir basın toplantısı vesilesi ile yine sizlerle beraberiz.

Toplantımıza göstermiş olduğunuz yakın ilgi ve alaka için teşekkür ediyorum.

Ekranları başında bizleri izleyen kıymetli vatandaşlarımızı, gönüldaşlarımızı sevgi ve saygı ile selamlıyorum.

Genel Başkanımızın Sağlık Durumu Oldukça İyi

Değerli arkadaşlar; Kıymetli basın mensupları;

Öncelikle muhterem Genel Başkanımızın sağlık durumu hakkında bilgilendirme yaparak başlamak istiyorum.

Hamdolsun; Genel Başkanımız Sn. Temel Karamollaoğlu Cumartesi günü tedavi gördüğü hastaneden taburcu olmuştur. Genel Başkanımızın sağlık durumu genel olarak iyi ve yerindedir. Genel Başkanımız, hastane sonrası bir süre daha evinde istirahat edecektir. Daha sonra ise, inşallah aramızda olacak ve Saadet Partisindeki çalışmalarına kaldığı yerden devam edecektir.

Bu süreçte, toplumun her kesiminden geçmiş olsun dileklerini paylaşan ve dualarını eksik etmeyen partili/partisiz tüm vatandaşlarımıza, gönüldaşlarımıza  Genel Başkanımız basın kanalıyla teşekkürlerini iletmişti; ben de Saadet Partimiz adına bir kez daha çok teşekkür ediyorum.

Bu arada Tüm hastalarımıza acil şifalar, milletimizin her bir ferdine de sağlıklı, esenlik dolu günler diliyorum.

Ekonomi Gündeminden Kurtulamıyoruz

Değerli arkadaşlar,

Ülkemizde özellikle son günlerde ekonominin gidişatı her bir vatandaşımızın hayatını olumsuz etkilemektedir.

İşsizlik, enflasyon, hayat pahalılığı, insanların her geçen gün düşüş gösteren hayat standardı, tabii ki birbiri ardına gelen ölçüsüz ve amacı belli olmayan zamlar…

Gün geçmiyor ki yeni bir zam haberi gelmesin.. Her yeni güne yeni zamlarla uyanıyoruz. Her gece yarısı yeni bir zam haberi alıyoruz. Tehdit veya terbiye amaçlı olup olmadığını anlayamadığımız fahiş zamlar…

Hem de öylesine ki..

Eskiden kaşıkla verir, kepçeyle alırlardı. Şimdi ise memur ve emekli maaşlarına yapılan zamların, akaryakıt, doğalgaz, elektrik vb. kamuca arz edilen ürünlere yapılan zamların  yanında esamesi bile okunmaz hale geldi.

Memurlarımıza verilen ek zam sadece %2,5; İlginçtir bu küçücük zammı bile bu ayki ödemelere   yetiştiremediler.

Diğer yandan faturalara gelen zamlar %50-%130 arasında! Hem de 2022 yılına merhaba dendiği ilk günlerde; hem de Ocak ayının şiddetli kış şartlarında.

2 Liralık TRT Payını Kaldıran İktidar, Faturalara %130 Zam Yaptı

Elektrik faturalarından 2 liralık TRT payını iktidar yıllar sonra davul zurna ile kaldırdı. Bunu da büyük büyük cümlelerle “müjde” diye takdim etti. Katlanılması zor fahiş zamlardan sonra bu ay gelen elektrik faturalarına memuru, emeklisi, esnafı ve sanayicisi ile insanımız nasıl tahammül edecek, iktidar da bunu nasıl izah etmeye çalışacak doğrusu merak ediyoruz.

-“TÜİK makyajlı” rakamlara rağmen, enflayon son 30 yılın zirvesine çıkmış, bu arkadaşların yorumu; “ABD ve Avrupa’da da enflasyon artıyor” diyor. Halbuki, Avrupa ülkelerindeki ortalama enflasyon oranı sadece %4. İşte oranlar: İsviçre %1,5; Fransa %2,8; Danimarka %3,1; İsveç %3,3; İtalya %3,8; Yunanistan %5,1; İrlanda %5,1; Almanya %5,3; Hollanda %5,7. Bunların toplamı sadece %35,7. İktidar yandaşı bir gazeteci bunların ortalama oranını alıp değerlendireceği yerde bunu Türkiye’deki %36 düzeyindeki enflasyon oranı ile eş tutma cehaletini gösteriyor. Hükümet de bu hafa karışıklığından memnun.

-İşsizlik artıyor, milyonlarca gencimiz iş bulamıyor, bu arkadaşların yorumu; “iş var ama millet iş beğenmiyor.” Öyleyse binlerce sağlık elemanımız neden yurtdışında çalışma imkanı arıyor ve gençlerimiz öncelikle yurtdışında çalışmayı tercih ediyor?

-Dövizin ateşi bir türlü düşmüyor; bu arkadaşlar “dış güçlerin oyunu” diyor. -18 TL’yi aşan dolar karşısında “dış güçler”in oyunu diyenler, 12-13 TL’ye gerileyince “nasıl başardık, görüyor musunuz?” diyerek bayram ediyorlar. Üstüne alkış bekliyorlar.. Dolar 18 TL iken yaptıkları, düştüğü zaman da bir türlü geri almadıkları zamlar konusunu ise görmemezlikten geliyorlar. Görülmesini ve bilinmesini de istemiyorlar.

-Hükümet en ufak olumlu bir gelişmeyi kendi başarıları olarak takdim etmekte gerçekten epey mahir.  Aynı mahareti olumsuz gelişmelerin hepsini bir başkasına fatura etmekte de gösteriyor. Hükümetin propaganda aygıtını işletenler İkinci Dünya Savaşı propaganda tekniklerinden çok iyi ders almış görünüyorlar. Ölçülü kullanılmayan bu tekniklerin geri tepebileceğini bilmelerinde fayda var. Bunu hatırlatmak da bizim görevimiz.

İktidar Sorumlu Davranmıyor

-Marketleri basarak soğan ve patatesteki fahiş zamlarla mücadele ettiği algısını oluşturmak isteyenler, akaryakıt ve faturalardaki artış konusunda ne yapacaklar? Akaryakıt istasyonlarına baskın yapmayı düşünmüyorlardır sanırım.

-Ya da elektrik faturalarındaki fahiş zamların sorumluları olarak sayaç okuyan personeli mi gösterecekler?

-Mesela artan kiraların sorumluları kim olacak? Ev sahipleri mi yoksa emlakçılar mı?

Yani fiyatı artmayan pazarda hiçbir ürün kalmadı. Bugün fahiş zamdan nasibini almayan hiçbir şey yok. Şu söylenemez mi; “Bu zamlar kış şartlarında gökten zembille inmedi.”

Ülkenin yönetiminden sorumlu olanlar, hiçbir sorumluluk almamaya kararlı görünüyorsa da zam zembili onların ellerinde..

Babalar, manavdan çocuğunun istediği bir meyveyi alamıyorsa…..

Anneler, çocuğuna aylardır istediği yemeği pişiremiyorsa….

İktidarda bulunanlar, bunun ağırlığını omuzlarında hiç hissetmiyorsa.. Bilinsin ki, bu duyarsızlaşmış olmanın bir sonucu olabilir. Ancak, yine bilinsin ki, bu sorumluların omuzlarını çökertecek kadar ağırdır. Uzun zaman geçmez, yakında farkına varacaklardır.

Yersiz ve Gereksiz Tartışmalar Bilerek Körükleniyor

Vahim olan bir başka şey de şudur:

İktidar problemlere çözüm üretmek yerine, milletimizin gerçek problemlerinin konuşulmasının önüne geçmenin yollarını arıyor. Bunun için her gün sun’i yeni gündemler üretmeye çalışıyor. Bunun için zaman ve enerji harcama çaresizliğini tercih ediyor.

Siyasetin konusu olamayacak konular… Ceviz kabuğunu doldurmayacak başlıklar… Hiç kimseye faydası olmayacak yersiz ve gereksiz tartışmalar… Bunlar bilerek körükleniyor, böylece sorumluluktan kurtulacağını zannediyor.

Yatağa aç giren çocuklar akıllara gelmiyor… Getirilmesi arzu da edilmiyor…

Kirasını ve faturasını dahi ödeyemeyecek duruma gelen yüz binlerin olduğu unutuluyor… Hatırlanması da istenmiyor..

Birlik ve beraberlik söylemi dillerden düşürülmüyor…

Ancak, toplumsal fay hatlarımızın bilerek veya bilmeyerek nasıl kırılgan hale gelmekte olduğu görmezlikten geliniyor. Telafisi güç problemlerden biri de bu değil midir?

Türkiye’de Umut İntihar Ediyor

Toplumsal kutuplaşma nasıl ve niçin derinleştiriliyor? Bunu kimler, hangi saiklerle yapıyor?

Bu tansiyonu yüksek atmosfer kime yarıyor?  Bu sun’i tartışmaların gündemde kalması hangi gerçek gündemlerin üzerini örtüyor?

Bunları çok iyi düşünmek ve anlamak gerekir.

Bakınız, ne yazık ki geçtiğimiz hafta iki gencimizin ölümüyle millet olarak sarsıldık. Türkiye sarsıldı.

Bu iki gencimizden birisi gelecek kaygısı, umutsuzluk ve değersizlik hissine kapıldı ve…. Evet, ve… Sebebi ne olursa olsun zorunlu olarak kaldığı yurtta yaşadığı sıkıntılar,  aldığı son kararın sebeplerinden sadece birisiydi.

Bir diğeri ise henüz 16 yaşında… Babası KHK’dan ihraç edilmiş… Bir öğretmen çocuğuydu. Babasının yaşadıkları, babasına yüklenen suç ve bunun çevrelediği toplumsal baskıyı kaldıramadı. Ve…. Evet, ve….

İki tane gencecik insanımız, aslında geride kalanlara yönelik bir suçlamayı, onları  cezalandırma yöntemini yeylediler. Sadece ebeveynlerini mi? Daha kimleri ve kimleri…. Kim bilir?  

Maalesef, sebepleri farklıymış gibi dursa da gençlerimiz kendilerine yaşatılan “değersizlik” hissinden dolayı bu yolu tercih ediyorlar.

Türkiye’nin geleceği olan gençlerimiz, ne yazık ki kendilerine yaşatılan bu çaresizliğe daha fazla dayanamıyorlar… Aslında yok olan sadece umudunu yitiren gençler değil, Türkiye’nin umudu…Geleceği… İnsanlığın umudu… Geleceği…

Ekonomik kriz, toplumsal adaletsizliğin artışı, gelir dağılımındaki eşitsizlik, torpil, rüşvet, yolsuzluk, yoksulluk, asayişin bozulması… Ve daha pek çok şey… Beraberinde bu üzücü hadiselerin de artmasına sebep oluyor. Evet, ne yazık ki böyle oluyor.

İşte konuşmamız gereken, tartışmamız ve çözüm üretmemiz gereken asıl konular bunlar.

Biz bu ruhsal bunalım ve kargaşa dönemini bitirmeye kararlıyız. Milletçe de kararlı olmalıyız. Bütün bunları bitirecek kapsamlı ve bütüncül bir bakış açısıyla maddi ve manevi kalkınmayı gerçekleştireceğiz.

Biz Saadet Partisi olarak, her zaman vatandaşlarımızın gerçek gündemine odaklanacağız. Yersiz ve gereksiz kayıkçı kavgalarını gündemimize almayacağız. Üretilmiş gündemlerle,  algılarla vaktimizi asla harcamayacağız.

Umudumuz gençlerimize ve gençlerimizin umuduna sahip çıkacağız. Onları da, umutlarını da  yeniden yeşerteceğiz. Eneslerimize, Bahadırlarımıza, insanımıza sahip çıkacağız, ümidimizi diri tutacağız.

-Bir  test kitabını dahi alırken zorlanan gençlerimizin gündemi, bizim gündemimiz olacaktır.

-Fahiş zamlardan sonra sadece televizyon ışığında ve bir göz odada oturmak zorunda kalan ailelerin gündemi, bizim gündemimiz olacaktır.

-Akaryakıta gelen zamlardan sonra arabasının kontağını çevirmekten korkan insanımızın gündemi, bizim gündemimiz olacaktır.

-Hukuki düzenlemeler sonucu mağduriyet yaşayan EYT ve KHK mağdurları için kalıcı çözümler üretmektir, bizim önceliğimiz.

-Bizim önceliğimiz; geçinemeyen insanımızdır… Yoksulluk sınırı altında yaşayan 20 milyonu aşkın insanımızdır… Başını sokacak bir evi olmayan nüfusumuzun yüzde 42’sidir… Emeğinin ve alın terinin karşılığını alamayan çalışanlarımızdır… Yıllardır çalıştığı halde açlık sınırının altına bir ücrete mahkum edilen emeklilerimizdir… Uzun zamandır uygulanan vahşi kapitalizmin neden olduğu çarpık gelir dağılımıdır… Çiftçimizdir, esnafımızdır, gençlerimizdir, ev hanımlarıdır…

Biz buralara odaklanacağız… Kısır tartışmalarla vakit kaybetmeyeceğiz… Evet, bu konuda kararlıyız… Hedefimiz, maddi ve manevi her açıdan müreffeh YENİDEN BÜYÜK TÜRKİYE’Yİ KURMAKTIR.

Bu duygu ve düşüncelerle; basın toplantımızı teşrifinizden dolayı sizlere teşekkür ediyor, ekranları başında bizleri takip eden kıymetli vatandaşlarımızı sevgi ve saygıyla bir kez daha selamlıyorum. Sağlık ve esenlik dolu hayırlı günler diliyorum.”

Hibya Haber Ajansı

Etiketler

Berkan Yıldırım

1992 doğumlu. Eskişehir Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümü 3. sınıf öğrencisi. 2 yıldır çeşitli dergilerde editörlük görevi yapmaktadır. En büyük hayali ulusal bir gazetede editörlük görevine devam etmek.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı