Sağlık Gündem

Sigara kullanımındaki artış ve hava kirliliği akciğer kanseri yaşını 40’a düşürdü

Sigara kullanımı dünyada olduğu gibi Türkiye’de de tüm uyarılara rağmen artmaya devam ediyor. Sigara kullanımının dışında son yıllarda standartların üzerinde seyreden hava kirliliği de insan hayatını riske atıyor, kanserden erken ölüm riskini artırıyor. Uzmanlar kirli bölgelerde yaşayanların özellikle akciğer kanserinden risk altında olduğuna dikkat çekiyor. 
 
GÜNDE 4 MİLYONDAN FAZLA ARAÇ KİRLİLİĞİ ARTIRIYOR
 
Büyük kentlerde son dönemde pandemi nedeniyle artan trafik yoğunluğuna bağlı olarak hava kirliliği seviyesi de arttı. Özellikle Koronavirüs pandemisinde artan kişisel araç kullanımı, tedbirlerin kademeli olarak kalkmasıyla daha da yoğunlaştı. Günde milyonlarca aracın yola çıktığı büyük kentlerde bazı günlerde hava kirliliği gözler görülür şekilde hissedilmeye başladı. Konuyla ilgili uyarılarda bulunan VM Medical Park Kocaeli Hastanesi’nden İç Hastalıkları ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Doğan Koca, özellikle hava kirliliğinin fazla olduğu yerlerde yaşayanlarda 40 yaşından da önce akciğer kanseri görülme riskinin arttığına dikkat çekti.Akciğer kanserinin dünyada en sık ölüme neden olan kanser türü olduğunun altını çizen Prof. Dr. Doğan Koca, “Akciğer kanseri ile mücadele etmek oldukça önemlidir. Erken tanı ve sonrasında uygulanacak uygun erken tedaviyle birlikte sigara ile mücadele ve daha iyi yaşam koşullarının sağlanması, bu kanserden ölümleri azaltmada etkili olabilir” diye konuştu.
 
GELİŞMİŞ ÜLKELERDE EN SIK GÖRÜLEN KANSER TÜRÜ
 
Akciğer kanserinin gelişmiş ülkelerde en sık rastlanılan kanser türü olduğunu ifade eden Prof. Dr. Doğan Koca, dünyada kanserlerin artık en sık görülen ölüm nedeni haline geldiğini vurguladı. Gelişmiş ülkelerde tüm kanserler içerisinde akciğer kanserinin en sık görülen kanser haline geldiğini de hatırlatan Prof. Dr. Koca, “Her iki cinsiyette de akciğer kanseri görülme oranı birbirine yakındır. Eskiden kadınlarda meme kanseri en sık görülen kanserdi. Günümüzde sigara kullanımının kadınlar arasında da artmasıyla hem erkeklerde hem de kadınlarda en sık görülen kanser artık akciğer kanseri olmuştur” ifadelerini kullandı.  
 
60 YAŞINDAN SONRA RİSK ARTIYOR
 
Akciğer kanseri sıklığının yaşla birlikte arttığını dile getiren Prof. Dr. Doğan Koca, “Hastalık 40 yaşından itibaren yükselişe geçmektedir. 60 yaşından sonra en yüksek görülme oranlarına ulaşmaktadır. Sigaraya küçük yaşta başlamanın ve sigara alışkanlığının artması, dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Özellikle hava kirliliğinin fazla olduğu yerlerde yaşayanlarda 40 yaşından da önce görülme oranları artmaktadır” dedi.
 
ASBEST VE SİGARA DUMANI MARUZİYETİ RİSKİ KATLIYOR
 
Sigara kullanımının tüm dünyadaki akciğer kanserlerinin en önemli risk faktörü olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Doğan Koca, şu bilgileri paylaştı:
“Sigara içiciliği veya sigara dumanına maruz kalmak en önemli risk faktörüdür. Sigara dumanında 4 binden fazla kimyasal madde belirlenmiş ve bunların 40’ından fazlasının kanserojen olduğu gösterilmiştir. Sigaranın bırakılması, akciğer kanser riskini azaltmada çokönemlidir. Bununla birlikte hava kirliliği de önemli bir toplumsal sağlık sorunudur. Hava kirliliği akciğer kanserine direk neden olabilen bir faktördür. Radyasyona maruz kalmak bir diğer risk faktörüdür. Mesleki karsinojen (kanser yapıcı madde) maruziyetleri yine önemli faktörlerdendir. Akciğer kanserinin diğer nedenleri arasında arsenik, asbest, krom bileşikleri gibi sanayi atıklarına maruz kalmak yer almaktadır. Asbest ve sigara dumanına birlikte maruziyet, kanser riskini katlayarak artırmaktadır.”
 
TÜTÜN KULLANIMI ÖLÜM ORANLARINI ARTIRDI
 
Günümüzde akciğer kanserinden ölümlerin daha da arttığını dile getiren Prof. Dr. Doğan Koca, “Sigara ve tütün ürünlerinin kullanılmaya devam edilmesi, kadınlar arasında da sigara kullanımının giderek artmasıyla birlikte akciğer kanseri görülme oranları ve buna bağlı ölümler artmaktadır. Günümüzde erken tanı, yeni tedavi metotları ve ilaçların bulunması kanserli hastaların yaşam sürelerini uzatmıştır. Ancak vaka sayıları giderek arttığı için ölümler de artmaya devam etmektedir” diye konuştu.
 
UN, TUZ VE ŞEKER TÜKETİMİ AZALTILMALI
 
Sigara ile mücadelenin esas hedef olması gerektiğine vurgu yapan Prof. Dr. Doğan Koca, “Yapılacak en önemli tedbir kişilerin sigaraya başlamasını engellemek, eğer sigara içiyorsa da içmesini önlemektir. Küçük yaştan başlayan sigara içme alışkanlığıyla mücadele, hem akciğer kanserlerini hem de buna bağlı ölümleri azaltacaktır. Hava kirliliğine yol açabilecek nedenleri en aza indirmek (fabrikalarda filtre kullanımını, arabalarda emisyon gazı miktarını düşürmek gibi) ve hava kirliliğini azaltacak önlemleri artırmak hedeflenmelidir (yeşil alanları artırmak vb.) Mesleki solunum yollarıyla alınabilecek kanserojen maddeler en aza indirilmelidir. Ayrıca un, tuz ve şeker tüketimi azaltılmalı, kilo alınmamalı, sebze tüketimi arttırılmalı, düzenli spor yapılmalı ve stresten uzak durulmalıdır” ifadelerini kullandı.
 
ÖKSÜRÜK VE NEFES DARLIĞI GÖRÜLEBİLİR
 
Sigara içen herkesin akciğer kanseri adayı olduğunun altını çizen Prof. Dr. Doğan Koca, bunun yanında yeni başlayan öksürük, balgamda kan olması, nefes darlığı, göğüs ağrısı, kilo kaybı gibi şikâyetlerin olması halinde akciğer kanserinden şüphelenilmeli ve hemen hekime başvurulması gerektiğini söyledi.   
 
TOMOGRAFİ ERKEN TANIDA ÖNEMLİ
 
Şikâyetlerin olması halinde erken dönemde çekilecek akciğer röntgeninin belli bir yere kadar tanı imkânı sağlayabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Doğan Koca, “Esas olarak akciğer tomografisi ve gerekirse bronkoskopi erken tanıda en önemli tetkiklerdir. Tespit edilmiş kitle varlığı ve kitleden yapılacak biyopsi de tanı koymayı kolaylaştıracaktır” diye konuştu. 
 
GENETİK SEBEPLER DAHA DÜŞÜK ORANDA
 
Prof. Dr. Doğan Koca, akciğer kanserinin genetik olup olmadığı sorusuna ise şu yanıtı verdi:
 “Her kanserde olduğu gibi akciğer kanserinde de genetik nedenler vardır. Ama çok düşük oranlardadır. Aynı aileden birden fazla kişide akciğer kanseri varsa, bu kişiler kanser olan aile bireylerinin daha çok sigara içen kişiler olduğu görülecektir. Bazı ailelerdeyse aynı iş yerlerinde çalıştıkları ve aynı kanserojen maddeye maruz kaldıkları görülmektedir.” 
 
CERRAHİ TEDAVİ VE KEMOTERAPİ UYGULANABİLİR
 
Akciğer kanserinde esas tedavi amacının erken dönemde hastalığı tespit ederek hastayı ameliyat etmek olduğunu belirten Prof. Dr. Doğan Koca, “Cerrahinin yanında kemoterapi, immünoterapi, hedefe yönelik ilaçlar ve radyoterapi diğer tedavi yöntemleridir. İmmünoterapi ve hedefe yönelik ilaçlar günümüzde giderek daha kullanılır hale gelmektedir” diyerek sözlerini noktaladı.

Hibya Haber Ajansı

Etiketler

Berkan Yıldırım

1992 doğumlu. Eskişehir Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümü 3. sınıf öğrencisi. 2 yıldır çeşitli dergilerde editörlük görevi yapmaktadır. En büyük hayali ulusal bir gazetede editörlük görevine devam etmek.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı